Kac diyor birileri. Kac, git… Ne duruyorsun , git
gidebildigin kadar, alabilecegin kadar yol al, atabilecegin kadar adim at. Gidebilecegin
kadar uzaklara git diyor icimden bir ses… Zihninle terk et orayi, bir daha
ugrama buralara. Bilme sokaklarin adini, seni seven ve bir zamanlar senin de sevdigin
insanlarin adini unut rehberinden. Bir kent birak arkanda, koca bir sehir
kalsin geriye, bombos ve sessiz… Sadece
yorgun argin bedenin, tas heykele dönüsmüs olan kalbini ve dimdizlik ortada
kaldigin gururunla birlikte, yapayalniz
nereye gidecegini bile bilmeyen bir „sen“ kalsin yaninda. Sonunu istedigin gibi
yazamadigin hikayeleri anlattir kendine. Yeniden yaz hikayelerini, hatta her birini
hic yasamamis gibi yeniden yasa. Yeniden sevemeyecegini bildigin halde, yeniden
sevmeye calis. Ne kaybedersin ki? Belki yeniden bir kent birakmak istersin
geriye. Yeniden bir kosusturmaca da bulursun kendini. Bazen en koc gidislerin
anlar halinden. Gitmeler seni asla terk etmeyenler’in kategorisinde yer
alirlar, cünkü terk etmezler, birakmazlar seni. Istedigin zaman istedigin yerde
kendine bir „gidis“ siparis edersin olur biter. Iki dakika sonra kapinin önünde
olmazsa ne olayim. Anlamdiysa birileri seni, anlatmaktan vazgecmeyi ögretir
sana bu uzun yol. Kendinden vazgecmeyi, bir parcandan vazgecmeyi, hayatindan
vazgecmeyi ögretir… Kaybetmeyi ögretir en cok. Uzun bir yol almissan eger, kaybedensin
sen, kaybetmissin demektir… Her seyini her adiminda bir kez daha kaybedersin. Aglamayi
da ögreti zaman zaman. Elinden oyuncagini almis gibi aglar orada, icinde bir
yerde, bir cocuk… Susturmak icin bir teselli bile olamazsin keza. Bu sefer
teselli aramaktan vazgecmeyi ögretir sana bu uzun yol… „Neden anlamadi seni?
Baska bir dilde mi konusmaliydin, baska türlü mü ifade etmeliydin kendini?“
diye sorguya ceker seni birileri. Kimdir
bilmezsin o anda, ama yalniz olmadigini bilirsin. Yalniz degilsindir yol
alirken...
Bir yerde seni „yalniz birakan“ birilerinin oldugunu
bilirsin. Bir yerlerde nefes aldigini, mutlu oldugunu hatta güldügünü… Sonra
sen de gülersin belki, güldügüne gülersin. Alay edercesine degil, sevincten
gülersin. Böyle de gülmeyi unutturmaz sana bu uzun yol denilen arkadas, böyle
de fedakarsindir giderken… Yalniz birakanlara kizamazsin da, belki onlar da
yalniz birakilmislardir diye düsünmeden edemezsin. Onlar da uzun bir yol almak
zorunda kalmislardir, hatta onlari da terk eden sen olmussundur öyle anlar da.
Acaba kac kere uzun bir yolda yürüdüm ben, kac kere terk edenleri terk ettim? Kac kere terk eden olacagim? Oysa bundan aylar, yillar, günler önce sana binlerce sözler yagidirir "yalniz birakanlar"
"Terk eder misin?" sorusuna aldigin cevaplarda bir tek yanilgi bile göremezsin. Kendinden emin konusur gidenler. "Asla" derler, "asla terketmem..." Sonra bir bakmissin, "asla" derken bile gidiyor... Yalnizliklarin diyarina giden, biraktigin kentin insanlari da yol almislar midir diye düsünürsün bir ara. Kim nerede? Nereye gidiyor? Onlar da kaybetmisler midir? Yani ayni istikamete gidiyorsak eger, belki yolda karsilasiriz diye ben,… Uzun bir yol aldim.
"Terk eder misin?" sorusuna aldigin cevaplarda bir tek yanilgi bile göremezsin. Kendinden emin konusur gidenler. "Asla" derler, "asla terketmem..." Sonra bir bakmissin, "asla" derken bile gidiyor... Yalnizliklarin diyarina giden, biraktigin kentin insanlari da yol almislar midir diye düsünürsün bir ara. Kim nerede? Nereye gidiyor? Onlar da kaybetmisler midir? Yani ayni istikamete gidiyorsak eger, belki yolda karsilasiriz diye ben,… Uzun bir yol aldim.
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen